ABD, diplomasiyi sosyal medya üzerinden yürütüyor
Dünyanın dört bir yanında internetle içli dışlı, genç ve sayıları giderek artan bir nesil var. 21′inci yüzyıl diplomasisinde sosyal medya ağına büyük önem Amerika, bu kuşağa doğrudan en kolay ulaşabilecekleri ortamın sosyal iletişim sitelerinden geçtiğini ve internetin önemli bir rol oynadığını biliyor. 05.07.2010 23:43
ABD Dışişleri Bakanı Hillary Clinton’ın bugün nerelerde olduğunu merak ediyorsanız akşam haberlerini izlemeniz gerekmiyor.
Amerikan dışişlerinin resmi Twitter sayfasında Hillary Clinton’ı adım adım takip edebiliyorsunuz.
Bakanın hangi ülkede (Polonya’da) hangi konuyla ilgili olarak (füze savunma anlaşması) bulunduğunu, en son kiminle görüştüğünü (eski Avustralya başbakanı Kevin Rudd ile telefonda) öğrenmeniz mümkün.
Daha fazla ayrıntı mı istiyorsunuz?
O zaman Amerikan dışişlerinin blog sayfasını ziyaret edebilir, ya da Facebook’taki sayfasına üye olabilir, televizyonlarda göremeyeceğiniz video çekimlerini burada bulabilirsiniz.
Clinton’ın interaktif seyahat haritasına göz atabileceğiniz gibi, ABD büyükelçiliklerinin Tweeter sayfalarına üye olursanız elçilerin Clinton gezisine dair neler dediğini öğrenme fırsatınız da var.
Dijital diplomasi
Özetle söylemek gerekirse, Amerikan Dışişleri Bakanlığı 21′inci yüzyıl diplomasisinde sosyal medya ağına büyük önem ve destek veriyor.
Dünyanın dört bir yanında internetle içli dışlı, genç ve sayıları giderek artan bir nesil var.
Amerikalı diplomatlar bu kuşağa doğrudan en kolay ulaşabilecekleri ortamın sosyal iletişim sitelerinden geçtiğini ve ABD’nin politikalarına bakış açısını etkilemek için internetin önemi bir rol oynadığını biliyor.
Fakat dijital platformda ilerlerken diplomatların arada bir tökezlediği durumlar da yok değil.
Dışişleri Bakanlığı’nın iki görevlisinin yakın zaman önceki Tweeter yorumları buna örnek oluşturuyor.
Hillary Clinton’ın üst düzey teknoloji danışmanı Alec Ross ve planlama dairesinden Jared Choen geçen ay ABD’nin internet şirketlerinden bir heyeti Suriye’ye götürmüştü.
Frappuccino
ABD’nin teröre destek veren ülkeler listesinde yer almayı sürdüren Suriye’ye dışişlerinin öncülüğünde yapılan bu ziyaret, Şam hükümeti ile farklı bir düzeyde ilişki kurmak için bir fırsat olarak görülüyordu.
Fakat Jared Cohen’in Tweeter yorumunda Suriye’de harika bir ”frappuccino” (buzlu köpüklü kahve) içtiğini şaşkınlık içinde anlatması, Washington’da bazılarında rahatsızlık yarattı.
2005′ten beri ABD’nin büyükelçi düzeyinde temsil edilmediği bir ülke ile yakınlaşmak isteniyorsa, Jared Cohen’in ciddiyetten yoksun, kimilerine göre küçümseyici tondaki görüşleriyle pek bir yol katedilemeyeceğini söyleyenler var.
Bir başka Tweeter mesajında Suriyeli bir bakan ile girişilen ”pasta yeme yarışına” da Washington’da kimi çevreler kaş kaldırdı.
Fakat ABD Barış Enstitüsü (USIP) adlı kurumda diplomasi ve teknoloji konusunda uzman gözlemci Sheldon Himelfarb, ”Suriye’den geçilen Tweeter mesajlarını eleştiren çevrelerin bu iletişim platformunu tam olarak anlamadıklarını” söylüyor:
Clinton’ı adım adım izlemek mümkün
”Tweeter’daki insanların birçoğu, faydalı ve değerli bir bilgi bulmak için değil, bir kişi ile bireysel düzeyde ilişki kurabilmek amacıyla Tweet adı verilen mesajları izliyor.”
38 yaşındaki Alec Ross ile 28 yaşındaki Jared Cohen’in her birinin Tweeter’da yaklaşık 300 bin takipçisi var. Her ikisinin de Tweeter’da ister akşam yemeğine hazırlanmaları ya da sevdikleri bir televizyon programı olsun sık sık gayriciddi konulara değindikleri oluyor.
Amerikan dışişlerinin bilgi ağırlıklı resmi Tweeter sayfasının takipçi sayısı ise sadece 20 bin kişi ile sınırlı. Dışişleri sözcüsü PJ Crowley’nin Tweeter mesajlarını takip edenler topu topu 3 bin dolayında.
Ciddiyet
Çok daha fazla sayıda takipçisi olan Alec Ross ve Jared Cohen, Suriye’den attıkları Tweet’lerde daha ciddi ve dişe dokunur konularda da izlenimlerini aktardıklarının altını çiziyorlar.
Amerikalı heyet Şam ziyareti sırasında Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad ile de bir araya gelmiş ve yasaklı sosyal iletişim sitelerinin serbest bırakılmasını talep etmişti.
Suriye’de Facebook ve Youtube gibi sitelere erişim engelleniyor.
Ross ve Cohen’in bu konuda yaptıkları görüşmelere ilişkin Suriye’den attıkları Tweeter mesajları da var.
ABD Dışişleri, Tweeter’lı diplomasiden vazgeçmiş değil. Fakat her yeni iletişim yönteminin kendine has riskleri var.
Anında bütün dünya ile paylaşılan Tweeter izlenimleri ile diplomasinin tereddütlü incelikleri arasında bir denge kurmak bazen kolay olmuyor.
BBC